Doç. Dr. Kılıç, güneş yanıklarından korunmanın yöntemlerini...
  • Reklam

Doç. Dr. Kılıç, güneş yanıklarından korunmanın yöntemlerini anlattı

Güneş ışınlarına sürekli ve yanlış maruziyet, ilerleyen yaşlarda deri kanseri, bazı deri hastalıkları ve deri yaşlanması gibi sorunlara neden olabiliyor. ÇOMÜ Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevilay Kılıç, güneşin zararlı etkileri hakkında bilinçlenmek ve korunma yöntemlerini anlattı.

24 Haziran 2020 - 11:08

Güneş ışınlarına sürekli ve yanlış maruziyet, ilerleyen yaşlarda deri kanseri, bazı deri hastalıkları ve deri yaşlanması gibi sorunlara neden olabiliyor. ÇOMÜ Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevilay Kılıç, güneşin zararlı etkileri hakkında bilinçlenmek ve korunma yöntemlerini anlattı.

Güneşten korunma yöntemlerini anlatan ÇOMÜ Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevilay Kılıç, “Güneşten korunmada dikkat edeceğimiz en önemli basamak özellikle güneş ışıklarının en dik olduğu saatler olan 10.00-14.00 arasında güneşten kaçınmaktır. Dışarıda olduğumuz saatlerde de daima gölgede durmak tercih edilmelidir. Yalnızca açık ve güneşli havalarda değil, bulutlu ve kapalı günlerde de ultraviyole (UV) ışınlarının %80’i dünya yüzeyine ulaşır. Plajda şemsiye altında oturulurken bile kumdan %25 oranında yansıyan ışınlar kolayca güneş yanığına neden olabilir. Aynı şekilde kar örtüsü de %50-95 oranında UV yansımalarına yol açabileceğinden dikkatli olmak gerekmektedir. UV ışınlarının %75’i 2 metre su derinliğine ulaşabildiğinden uzun süren yüzmelerde hem doğrudan hem de %5 oranında yansıyan ışık dikkate alınmalıdır” dedi.

“SOLMUŞ VEYA ISLANMIŞ GİYSİLERİN KORUYUCU ÖZELLİĞİ DAHA DÜŞÜKTÜR”

Kılıç, pasif güneşten korunma yöntemlerini de sıralayarak, “Giysilerimiz güneşten korunmada önemli bariyer oluştururlar. Giysilerin koruma değerleri; dokuma sıklığı, kalınlığı, ıslak olması gibi faktörlere göre değişmekle beraber 15-30 güneş koruma faktörü (GKF=SPF) arasında değişir. Yine de UV’nin %20-30’u giysilerden geçebilmektedir. Kalın kumaşlar, sıkı dokunmuş kumaşlar, yıkama ile hafif çekmiş kumaşlar, beyazlatılmamış pamuklular, ipekliler, likra gibi sentetik giysiler, açık renkliler daha yüksek koruyucu etkiye sahiptirler. Solmuş veya ıslanmış giysilerin koruyucu özelliği daha düşüktür. Aynı zamanda şapka ve güneş gözlüğü de kullanılmalıdır. İdeal olarak 10 cm güneşliği olan ve ışık geçirmeyen dokumalı şapkalar tercih edilmelidir. Güneş ışınlarının gözdeki etkilerini ve katarakt oluşmasını önlemek için tam yaşlanma ve kırışıklık karşıtı (UVA)-UVB filtreli güneş gözlükleri kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.

“AÇIK TENLİ KİŞİLERDE GÜNEŞ YANIĞI OLASILIĞI DAHA FAZLADIR”

“Güneşten koruyucular, güneşe karşı önemli bariyerlerimizdir. Deriye ulaşan UV ışınlarının absorbe edilmesine, yansımasına veya saçılmasına yol açarak, nüfuz etmesini engelleyen krem, losyon, jel veya sprey formundaki organik ya da inorganik maddelerdir” diyen Kılıç, güneş kremleri hakkında bilgi vererek, “Kimyasal ve fiziksel koruma sağlayanlar diye iki grupta sınıflandırılabilir. Kimyasal koruma sağlayan kremler, deri tarafından emilen son derece kompleks kimyasallar içerir. Emilen kimyasallar, güneşe karşı bir bariyer oluşturarak UVA ya da UVB gibi zararlı ışınların derinlere ulaşmasını engeller. Fiziksel koruma sağlayan güneş koruyucular, piyasada 'mineralli' olarak da adlandırılan ürünlerdir ve cildin üzerinde örtü gibi beyaz bir tabaka oluştururlar. Bu tabaka, güneş ışınlarını bir ayna gibi geri yansıtarak deriyi korur. Hem UVA hem de UVB’ye karşı çok etkilidirler. Tahriş edici ve alerjik olmamaları nedeniyle son derece güvenilirdirler. İçeriklerindeki büyük partiküller nedeniyle gözle görülür beyaz tabaka oluşturarak rahatsızlık hissi verirler, sivilce oluşumunu tetikleyebilirler. Ancak son zamanlarda yeni mikronize partiküllü ürünler geliştirilerek bu yan etkileri azaltılmış̧, kozmetik olarak kabul edilebilirlikleri arttırılmıştır. Fiziksel koruyucuların, çocuklarda ve yüz bölgesinin korunmasında; kimyasal olanların ise vücut cildinin korunmasında kullanılması daha uygundur. Günümüzde hem fiziksel hem de kimyasal filtreleri birlikte içeren kremler de bulunmaktadır. Güneş kremlerinin koruyuculukları bilimsel olarak ortaya konulabiliyor ancak yan etkileri yani belirgin bir zararları olduğu konusunda bilimsel bir kanıt henüz yoktur. Bir güneş koruyucunun etkinliği ürünün SPF değerine dayanır. Güneş koruma faktörü (=SPF) 2-12 olan ürünler minimal, SPF 12-30 olan ürünler orta derecede, SPF 30’un üstündeki ürünler yüksek koruma sağlar. Güneşten koruyucular doğal deri rengine uygun şekilde seçilmeli, açık tene sahip kişiler daha yüksek koruma faktörlü kremleri tercih etmeli, ancak koyu tene sahip olunsa da yani her deri tipinde güneş koruyucular kullanılmalıdır. Açık tenli kişilerde güneş yanığı olasılığı daha fazladır” diye anlattı.

“SPF 15’İN ALTINDA KORUMA KULLANILMAMALI”

Güneşten Koruyucular seçerken dikkat edilmesi gerekenleri söyleyen Dr. Kılıç, “Güneşten koruyucu seçerken hem UVA hem de UVB’ye karşı koruma sağlayan geniş spektrumlu ürünler seçilmelidir. Güneşten koruyucular içindeki ‘fiziksel koruyucular’ güneş ışınlarını fiziksel olarak engellediklerinden (ör: çinko oksit veya titanyum dioksit), geniş spektrumlu ürünlerde kimyasal koruyucularla birlikte kullanılırlar. Ortalama güneş alan bölgelerde kış aylarında SPF 15 kullanımı yeterli olsa da, yaz aylarında bu değer yetersiz kalır. SPF 15’in altında koruma kullanılmamalı, yaz ayları için en az 30 koruma faktörlü kremler kullanılmalıdır. Güneşten koruyucular, dışarı çıkmadan 30 dakika önce sürülmeli, 2-4 saatte bir yenilenmelidir. Güneşe çıktıktan 30 dakika sonra yapılacak ilk tekrarın etkinliği arttırdığı bildirilmektedir. Denizde, suda uzun süre kalınacağı dönemlerde suya dayanıklı formüller tercih edilmelidir. Güneşten koruyucular yüzme, aşırı aktivite ve kurulanma sonrası tekrar uygulanmalıdır. Güneşten koruyucuların etkili olabilmeleri açısından bol miktarda kullanımları çok önemlidir. Güneşten koruyucuların UV’ye maruz kalan tüm alanlara yeterli kalınlıkta, katman oluşturacak şekilde ovalamadan uygulanması gerekir. İdeal olarak kremler 2 mg/cm2 sürülmelidir. Bu miktar sadece yüz dikkate alındığında kabaca 1/3 çay kaşığı kadardır. Bu miktarın dörtte biri sürüldüğünde, ürünün koruyuculuğu 8 kat düşmektedir. Güneşten koruyucular, güneşe maruziyet süresini uzatabilmek için kullanılmamalıdır; çünkü böyle bir kullanım bazı güneşten koruyucular tarafından filtre edilmeyen ya da daha az filtre edilen dalga boylarına maruziyeti artırabilir” dedi.

“ÇOCUKLARIN GÜNEŞTEN KORUNMASI ÇOK ÖNEMLİ”

Doç. Dr. Sevilay Kılıç, çocukları güneşten koruma yöntemleri hakkında ise, “Çocukluk çağında, bir ya da daha fazla su kabarcıklı güneş yanığı, kişinin melanom yani deri kanseri geliştirme olasılığını iki kattan fazla arttırır. Kişiler tüm yaşamları boyunca alacakları toplam UV’nin %50’sine yaşamlarının ilk 20 yılında maruz kalmaktadır. Bu nedenle özellikle çocukların güneşten korunması, ileri yaşlarda gelişebilecek deri kanserlerinin önlenmesi açısından çok önemlidir. 6 aydan küçük bebeklerin uygun giysiler seçilerek ve fiziksel korunma yöntemleri ile uzun süreli direkt güneş maruziyetinden korunması, 6 aydan sonra ise bu yöntemlere ek olarak yüksek koruma faktörlü ürünlerle korunmaları gerekmektedir” ifadelerini kullandı. 

BRONZLAŞMA İLE D VİTAMİNİ ÜRETİMİ AZALIR

“Özellikle büyüme ve gelişmede önemli etkisi olan D vitaminin en önemli kaynağı güneş ışınlarıdır. Güneşten koruyucu kullanımının D vitamini sentezine engel olacağı korkusu hastaların korunmadan kaçınmalarına neden olmuştur” diyerek merak edilen bir konuyu ise şu şekilde yanıtladı: “Oysa sadece el ve yüz bölgesinin güneşe günde 10-20 dakikalık maruziyeti, düzenli güneş koruyucu kullanılsa dahi en yüksek vitamin D üretimini sağlar. Güneşten faydalanma mutlaka belirli kurallar çerçevesinde olmalıdır. Çocuklarda güneşlenme süresi kadar güneşlenmenin yapıldığı zaman dilimi de önemlidir. Bu süre 15 dakikayı geçmemeli ve sabah 10.00’a kadar veya 16.00’dan sonra olmalıdır. Bronzlaşma ile D vitamini üretimi azalır. Artan yaşla birlikte de deriden D vitamini sentezi ileri derecede azalır. Bütün bu sebeplerden dolayı, D vitamini eksik olduğu takdirde, sentezi için kansere yol açabildiği kesin olarak bilinen güneş ışınları yerine, dışarıdan D vitamini desteği alarak bu eksiğin giderilmesi daha mantıklı görünmektedir. Birçok insan bağışıklık sistemlerini güçlendirmek için C vitamini, D vitamini, çinko, yeşil çay veya ekinezya gibi bazı takviyeler alırlar. Yapılan çalışmalar sonucunda bu takviyelerin bağışıklık sistemi fonksiyonunu etkileyebileceği ancak Covid-19 enfeksiyonundan korunma veya hastalığı tedavi etme gibi bir etkilerinin olmadığını göstermiştir.”

Bu haber 217 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Sarıçay için sözü olan herkese davet!
Sarıçay için sözü olan herkese davet!
Çanakkale'de depremler!
Çanakkale'de depremler!